|
KAYGUSUZ ABDAL (14.-15. YY.)
Asıl adı Gaybi olan Kaygusuz Abdal, Alâiye (Alanya) beyinin oğludur. M.1397/98 yıllarında dünyaya geldiği söylenen Gaybi, Toroslar'da avlanırken, ok ile vurduğu bir geyiği kovalar. Geyik Elmalı Tekke köyünde bir Dergaha girer. Gaybi de geyiği takip eder. Dergahta Abdal Musa Sultan Hazretlerinin karşısına çıkarılır ve attığı oku Abdal Musa Sultanın koltuğuna saplanmış olarak bulur.
Gaybî, anlar ki; okla vurup takip ettiği geyik Abdal Musa Sultan'ın kendisidir... Bu keramet, Gaybî'yi beylikten vazgeçirip Abdal Musa Sultan'a derviş yapmış oldu. Dünya saltanatını bıraktığı için de kendisine "Kaygusuz Abdal" mahlas'ı verildi.Kaygusuz Abdal, sadık bir talip ve seçkin bir tasavvuf şairi olarak, Alevi edebiyatında "Yedi Ulu" ozandan biri oldu. Aruz ve hece ölçüleriyle yazmış olduğu deyiş ve nefesler derin anlamlı ve uyarıcıdır.
Bu Kaygusuz ezelinden
Himmet almış ol Veli'den
Oku, duy ilm-i Ali'den
Duyamazsın demedim mi?
Mensur ve manzum birçok eseri olan Kaygusuz Abdal'ın bir risalesinden bazı seçme uyarı ve öğütlerini buraya aktarmak istiyorum:
* Arif sohbetine girip mest olmak, bir ömür ibadetten efdaldır.
* Bir kimse arif sohbetine girip özünü tanımadan murad ve maksuduna erişmez.
Kaygusuz'un yukarıdaki uyarıları uzunca devam eder. Fakat biz; birkaç cümle ile de, Kaygusuz'u "gönül âlemi ile" tanıştıran Piri Abdal Musa Sultan'ı anmak istiyoruz. Abdal Musa Sultan'ın öğüdü şöyle
Mümin ol, halim selim ol, ahde vefa et, musibete sabret,sözü düşün sonra söyle, ibadete malına güvenme, yalan söyleme,hak divanından ayrılma, bilmediğin kişiye yar olma,vaktini zayii etme, kimsenin uğradığı kötü duruma gülme, kendinden ulu kimse ile mücadele etme, dünya için gönlünü mahzun etme, mevki sahibi kimseye yüzsuyu dökme, her bulunduğun hale şükür eyle...
Kaygusuz Abdal, Mısır-Kahire'de kendi adına tekke kurup "yol'a hizmet ettiği ve orada Hakk'a yürüyüp tekkesinin yanındaki bir mağaraya defnedildiğini yazılı kayıtlardan öğrenmiş bulunuyoruz.
|