Yere Bakmak Öğretimizde Yok!

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

 
 BEN DEĞİL, BİZ VARIZ!
Hubyar Geleneği

· Görgü Cemi
· Semahı
· Yaylası
· Misafirperverlik
 
 

 Hubyardan Portreler

· Gönlümüzde Yaşayanlar
· Hubyardan Manzaralar
· Hubyardan İnsan Manzaraları

 

 Yedi Ulu Ozan

· Kaygusuz
· Pir Sultan
· Şah İsmail
· Kul Himmet
· Fuzuli
· Yemini
· Nesimi

 

 

 Makaleler

· Editörlerimizden
· Sizlerden Gelenler

 

 Video Galerisi

· 2006
· 2005
· 2004

 

 Gündem İçi

· İsyan!

 

 Linkler

· Standart Linkler

 

 

 

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN (1)


Kaygusuz Abdal Sultan, 1341 yılında doğmuş, 1444 yılında Hakk' yürümüştür. Asıl ismi ALAYİ GAYB(Alaattin Gaybi) ' dir. Babası Alaiye Beyi HÜSAMETTİN MAHMUT, dedsi ALAADDİN, dedesinin babası ise YUSUF' tur. 18 yaşında iken Abdal Musa Sultan' nın Dervişi olmuş ve Pirine 40 yıl hizmet vermiştir. Türbesinin Abdal Musa Sultan Dergahı' nda yada Mısır' da MUKATTAM DAĞI' ında olduğu konusunda iki görüş vardır. 1397 yılında Mısıra'a gidip, orada Dergahlarını kurduğu, MUHAMMAT-ALİ YOLU'nu insanlara öğrettiği, Hicaz, Suriye, Irak, Anadolu, Edirne, Yanya, Filibe, Manastır' ı gezdiği ve tekrar PİRİNİN DERGAHI' na döndüğü bilinmektedir. Alevi geleneğinde ve kendi şiirlerinde Kaygusuz Abdal Sultan, Kaygusuz Sultan Abdal, Kaygusuz Sultan, Sultan Kaygusuz, Kaygusuz Baba, Baba Kaygusuz, Kul Kaygusuz, Miskin Kaygusuz, Miskin Sarayı diye anılır. Kaygusuz abdal Sultan, KALENDERİ DERVİŞİ' dir. Beyaz keçeden yapılmış, lengeri dört ve tepesinde oniki dilimli TAÇ takardı. Bu TAÇ daha sonra HAYDARİ TAÇ, HÜSEYNİ TAÇ, KALENDERİ TAÇ olarak adlandırıldı. Alevilikte TAÇ takılması ERKANI, Kaygusuz Abdal Sultan ile başlamıştır. Kaygusuz Abdal Sultan'ın 18. yüzyılda LEVNİ tarafından yapılmış MİNYATÜR' ü Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunmaktadır. Bir PORTRESİ ise Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı' nda KIRKLAR MEYDANI' nda asılıdır. Bu portrede Pirinin Huzurunda, DAR' da TESLİM ve İKRAR' da, ayakları MÜHÜRLÜ durumdadır. Yan tarafında ise ağaca sarılmış bir yılan bulunmaktadır. Abdal Musa Sultan Dergahı' ına odun taşıyan Kaygusuz Abdal Sultan bir gün ip götürmeyi unutur. Biraz ilerisinde siyah, uzunca ve sağlam bir sicim(!) görür. Odunları bununla bağlar, sırtlayıp Dergah' a döner. Odunları bağladığı sicimin siyah bir yılan olduğunu ve Dergah' ı terkedip gittiğini diğer Dervişler görüp, Kaygusuz Abdal Sultan' nın ermişliğini anlarlar. Bu tablodaki figürde ağaç HAYAT' ı, yılan ise TANRI' NIN GÜCÜNÜ simgeler. HAKKI' ın ADEMDE olduğunu betimler. Bu olay Kaygusuz Abdal'ın SULTANLIĞI'nın delilidir. Çerağı olan ırak olmaz, Delili olan zelil olmaz. Kayguszu Abdal Sultan'ın yaşadığı yer TEKE ilidir. Bu il Antalya, Finike, Kaş, Kalkanlı, Milli, Gömbe, Elmalı, Karahisar, Korkuteli bölgesini kapsar. Bu bölgenin başkenti 1300/1361 ve 1373/1392 yıllarında ANTALYA, 1361/1373 ve 1402/1423 yıllarında ise KORKUETLİ olmuştur. Anadolu Beyliklerinden HAMİDOĞULLARI Antalya, Gölhisar ve Korkuteli' ni aldıktan sonra TEKE OĞULLARI ismini almıştır. Bu ismi alan YUNUS BEY'dir. Kaygusuz Abdal Sultan ALAİYE SANCAĞI BEYİ' nin oğludur. GAYBİ BEY olarak tanınıyordu. ALAİYE' nin günümüzdeki adı ALANYA' dır. GAYBİ BEY, bir gün avlanırken önüne b,r geyik çıkmış. Tutmaya çalışmış. Geyik kaçmış. Sonunda geyiğe ok atmış. Geyik kaça kaça Abdal Musa Sultan Dergahı' na girmiş. GAYBİ BEY de avını izleyerek.Dergah' ın GAYIP kapısına girmiş. Dervişlere: "Benim avım buraya girdi. Avımı verin" demiş. Dervişler : "Pirimize soralım.İzin verirse içeriye girebilirsin" demişler. Abdal Musa Sultan izin veriyor. Karşısına gelen GAYBİ BEY' e :"Sen burda ne arıyorsun?" diye sorunca "Ben avımı istiyorum" diyor Gaybi Bey. Abdal Musa Sultan: "Avın senin olduğunu nerden bilelim?" deyince, Gaybi Bey: "Avımın ön tarafında okum saplı" der. Abdal Musa Sultan: "Peki okunu görsen tanırmısın?" diye sorunca; Gaybi Bey: "Tanırım, çünkü Alaiye Beyi' nin nişanı var. Bende onun oğluyum" cevabını verir. Abdal Musa Sultan hırkasını kaldırıp oku SOL KOLTUĞUNDA saplı olarak gösterdikten sonra çekip çıkararak Gaybi Bey' e verince , Gaybi Bey abdal Sultan Musa'nın ayaklarına kapanır. "Ben burada kalmak istiyorum. Beni dergahına kabul et " der. Kim ne bilir bizi nice soydanız, Ne zerrece ondan ne de sudanız. Bizim zahmımıza merham bulunmaz Biz kudret okundaki gizli yaydanız. Oğlunun geri dönmediğini duyan Alaiye Beyi TEKKE BEYİ' ne "Oğlumu geri getirisen sana istediğin kadar para veririm" der. Teke beyi İSAK isimli adamını görevlendirir. İsak, Dergahın GAYIP KAPISI' nın önünde "Eğer Gaybi Beyi vermezseniz sizin için kötü olur" deyip edepsizce başka sözlerde söyler. Bu durum Abdal Musa Sultan' a keramet gücü ile malum olur. İsak' ın atı şahlanır. Son süratle koşmaya başlar. İsak paramparça olur. Evliyaya eğri bakma gün ve mekan elindedir. Mülke hükmü eren odur iki cihan elindedir. Hak zatıyla sıfatıyla tecelli eyledi ona. Varlığı Hak varlığıdır emri-süphan elindedir. Haber Teke Beyi' ne ondan da Alaiye Beyi' ne ulaşınca aslerlerini toplayıp Tekke Köyü' nün üç kilometre güneyindeki ÇATALTEP' ye gelip, buraya ormandan odunlar taşıyıp Abdal Musa Sultan' ı YAKMAK için büyük bir ateş hazırlıyorlar. Abdal Musa Sultan durumu öğrenip , onlara doğru yürüyor. Abdal Musa Sultan yürüyüşe geçince dağlar, taşlar, kurtlar ve kuşlar hep birlikte yürüyüşe geçiyorlar. Akdeniz yakası Aydın elleri Kuşlar gelir bizim Abdal Musa'ya Cemalin görünce yürüdü dağlar Koçlar gelir bizim Abdal Musa' ya Abdal Musa Sultan, Kayguszu Abdal Sultan ve diğer dervişleri ile SEMAH DÖNEREK ateşe giriyor. Onlar semah döndükçe ateş körelmeye başlayarak tamamen sönüyor. Bütün evren semah döner Aşkından güneşler yanar Askına ermektir hüner Beş vakitle avunmayız. Abdal Musa Sultan' ın dervişleriyle ateşten sapasağlam çıktığını gören Teke Beyi "Hatalıyız. Bizi Affet " deyip geri döner. Abdal Musa Sultan, Gaybi Beyi yanına çağırıp "Şimdiden sonra senin adın GAYBİ değil KAYGUSUZ' dur" der. Kaygusuz Abdal Sultan kırk yıl mürşidine hizmet ettikten sonra Mısır' a gider. Burada dört tane Kaygusuz Abdal Sultan Dergahı kurulur. Bu dergahların en önemlileri KASR-ÜL AYN ve CEBEL-İ MUKATTAM' dır. Kaygusuz Abdal Sultan' nın eserleri: Divan, Dolapname, Gülistan, Yasname, Vücutname, Sarayname, Dilguşa, Maglataname, Gevhername, Mihbername, Budalaname, Kitab-ı Miglata, Risale-i Kaygusuz Abdal, Mesnevi-i Evvel, Mesnevi-i Sani ve Mesnevi-i Salis' tir. Kaygusuz Abdal Sultan, Alevi Edebiyatı' nın ilk temsilcisi ve kurucusudur. Hem hece hem aruz vezni ile şiirler yazmıştır. Tam anlamı ile özgün ve kudretli bir ozandır. Alevi Edebiyatı' nın en özgün şiirleri Kaygusuz abdal Sultan' nın, en didaktik şiirleri Şah Hatayi' nin, en lirik şiirleri ise Pir Sultan'ındır. Şah Hayati' nin, şiirleri didaktiktir. İnancı samimi, kendisine güveni sarsılmaz derecede güçlü ve bu nedenle PROPAGANDA özlüdür. Pir Sultan' nın şirileri ise lirizmin doruğudur. Başkaldırının lirik tezidir. Çoşkudur. İsyandır. Günümüzün deyişiyle BİLDİRİ niteliğindedir. Kaygusuz Abdal Sultan'ın şiirleri ise sürrealisttir. Tekerleme tarzında bilinç altı dünyasını algılamalarıdır, dile getirlimesidir. Kaygusuz Abdal Sultan tam anlamıyla MARJİNAL' dir.Başlı başına bir ekoldür. Şiirlerinde ve düz yazılarında tasavvuf felsefesinde ince ve gizlidir. Ham sofuluğu ve yobazlığı nükteli bir şekilde taşlar. Şeriata karşı çıkar. Son sözü Kaygusuz Abdal Sultan' a bırakıyorum: Evliyadan gelen kelam okunan Kur'an değil mi? Gerçek evliyanın sözü sure-i rahman değilmi? Çün Hakk seni yarattığı zatına ayna tuttuğu Tecelli-yi zat kıldığı suret-i insan değil mi? ****** Edepli ol can isen Hakk'ı bil insan isen Müştak-Sultan isen var edep öğren edep Edeptir aslı taat külli sıfat cümle zat Varlığın edebe sat var edep öğren edep ****** Bu Adem dedikleri el ayakla baş değil Adem manaya derler suret ile kaş değil Gerçi et ve deridir cümlenin serveridir. Hakk'ın kudret sırrıdır gayre bakmak hoş değil. ****** Dost senin yüzünden özge ben Kıble-i can bilmezem Pirin hüsnünü severim ben gayri iman bilmezem Bana derler ki şeytanı senin yolun azdırır. Ben şu düzenbaz softalardan gayri şeytan bilmezem Kaynaklar 1-Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi (İsmail Özmen) 2-Bektaşi Gülleri (Cahit Öztelli) 3-Kaygusuz abdal Sultan (Dr. Ömer Uluçay) 4-Bektaşi-Kızılbaş Alevi Şairleri ve Nefesleri (Sadettin Nüzhet Ergun) 5-Meydan Larousse 6-Büyük Larousse

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN VAHAP GÜNGÖR

 

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN (2)


Kaygusuz Abdal'in asil adi Alâeddin Gaybî'dir. Padisah II. Murat (1421-1451) döneminde ve 1341-1444 yillari arasinda yasadigi, babasinin Hüsameddin Mahmud oldugu söyleniyor. Dogdugu, öldügü yer ve yil kesin olarak bilinmiyor. Menkibeye göre yasami söyle: Gaybî, Alaiye (Alanya) Beyi'nin oglu imis. Iyi bir ögrenim görmüs. Bir gün yaraladigi bir geyigi kovalarken Abdal Musa'nin Elmali'daki dergahina varmis. Dervislerden geyigi sormus. Abdal Musa, koltugunun altina saplanan oku göstererek, ``Ogul attigin ok bu mudur?'' diye sormus. Sasirip üzülen Gaybî, onun ayaklarina kapanmis, tekkesine kul olup Kaygusuz adini almis. Kirk yil orada hizmet etmis. Bektasiligin ululari arasina girmis. 1424-1430 yillarinda Rumeli'yi dolasmis. Edirne, Yanbolu, Filibe ve Manastir'da bulunmus. Daha sonra Hacca gitmis. Misir'a gönderilerek kurdugu tekkeye seyh olmus. Ünü Islam dünyasina yayilmis. Ölünce, Mukattam daginda bir magaraya gömülmüs...
Abdal Musa gibi halifesi Kaygusuz Abdal da Bektasi edebiyatinin kurucularindan sayilir. Yunus Emre'nin açtigi yolda yürümüstür. Hem aruz, hem de heceyle yazmistir. Tasavvuf felsefesine yaslanan siirlerinde ince bir alay görülür. Yobazlikla hem sofulugu nükteli bir anlatimla taslar. Tekerlemelerle beslenen temiz bir dili ve kivrak, tatli, özgün bir deyisi vardir. Birkaç siirinde Serâyi, Miskin Serâyi, Kul Kaygusuz ya da Miskin Kaygusuz mahlasini kullanmistir.
YAPITI
Divân, Sarây-nâme, Minber-nâme, Dil-güsâ, Gevher-nâme, Budala-nâme, Mesnevi, Muglâta-nâme, Esrâr-i Hurûf, Vücûd-nâme
KAYNAKÇA
Sadettin Nüzhet, Bektasi Siirleri (1930)
Muhtar Yayladagli, Kaygusuz Abdal, Hayati ve Nefesleri (1939)
Vehbi Lütfi Salci, Türk Folklor Arastirmalari Dergisi (Agustos-Aralik 1949, Subat 1950)
Vasfi Mahir Kocatürk, Tekke Siiri Antolojisi (1968)
Abdülbaki Gölpinarli, Türk Tasavvuf Siiri Antolojisi (1972)
Cahit Öztelli, Bektasi Gülleri (1973)
Abdurrahman Güzel, Kaygusuz Abdal (1981)
Atilla Özkirimli, Alevilik-Bektasilik Edebiyati (1985)
Kaynak: Türk Halk Siiri, haz. Asim Bezirci, Say Yayinlari, 1993.

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN (3)

· Doğum tarihi ve yeri ile ölüm tarihi ve yeri kesin olarak bilinmiyor. Asıl adının Alâeddin Gaybî olduğu söylenir. Padisah II. Murat döneminde 1341-1444 arasında yaşadığı sanılıyor. Babasının adı Alanyalı Hüsameddin Mahmud. İyi bir eğitim gördü. Edirne, Yanbolu, Filibe, Manastır'ı gezdi. Ve Bektaşi şeyhi Abdal Musa'nın dergahına girdi. 40 yıl burada hizmet etti. Şeyhinden izin alarak, Mekke ve Mısır'a gitti. Mısır'da öldüğü ve Mukattam Dağı'nda bir mağaraya gömüldüğü söylenir. Bir başka söylentiye göre de Antalya Elmalı'da gömülü. Şeyhi Abdal Musa gibi halifesi Kaygusuz Abdal da Bektaşi-Alevi edebiyatının kurucularından sayılır. Yunus Emre'nin yolundan gitti. Hem aruz, hem hece ölçüleriyle yazılmış şiirleri var. Şiirlerini ana teması tanrı, insan ve doğa sevgisidir. Kaygusuz Abdal, alaycıdır. Yobazlık ve ham softalığı eleştirir. Yalın bir dili ve kıvrak söyleyişi vardır. Serâyi, Miskin Serâyi, Kul Kaygusuz ya da Miskin Kaygusuz mahlaslarını da kullandı. Düzyazı alanında da örnekler verdi. Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerinin çoğu "şathiye" türündedir. Divan'ının yanısıra, Sarây-Nâme, Minber-Nâme, Dil-Güsâ, Gevher-Nâme, Budala-Nâme, Mesnevi, Muglâta-Nâme, Esrâr-i Hurûf, Vücûd-Nâme adlı eserleri var. Eserleri ve hayatını Abdurrahman Güzel araştırdı ve yazdı.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/ozel/edebiyat/Halksiiri/kaygusuz/

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN (4)

I Aşkile geldim cihana, meskenim dağlar menem Terk edip cümle sıvayı, mahremi tevhid menem Güş edince menaref esrarını, mest olan ehkar menem Şöyle ikrar verdim ol dem Gaygusuz Abdal menem Asıl adı Gaybi'dir. Kaygusuz Abdal'ın hayatı hakkında ki bilgilerin çoğu Bektaşi menkıbelerine dayanır. Bu menkıbelerin en tanınmışı onun Abdal Musa'ya bağlanışını anlatan hikayedir: Alaiye (Alanya) beyinin oğlu Gaybi, avlanırken attığı okla bir geyiği koltuğundan vurur. Yaralı geyik kaçar, Gaybi arkasından koşar. Geyik Abdal Musa'nın tekkesine girer, arkasından avcı da girer, dervişlerden geyiği sorar. Dervişler görmediklerini söylerler. Çekişme başlar. Olaya Abdal Musa. karışır ve koltuğu altından kanlı oku çıkararak Gaybi'ye gösterir. Gaybi okunu tanır ve Musa'ya bağlanır. Alanya beyi oğlunu tekkeden kurtarmak ister ama Gaybi, Musa'dan ayrılmaz. Bey, Teke (Antalya) beyine başvurarak oğlunun kurtarılmasını ister. Teke beyinin gönderdiği ordu Musa'ya yenilir, Gaybi tekkede kalır. Kırk yıl tekkede Abdal Musa 'ya hizmet ettikten sonra şeyhi tarafından Mısır'a gönderilen Kaygusuz Abdal, orada bir tekke kurar. Bu tekke, İslam dünyasında büyük bir ün kazanır ve hastalarla başı dara düşenlerin sığınağı olur. Kaygusuz Mısır'da ölür. Türbesi, Kahire yakınlarında bulunan bir mağaradadır. Hece ve aruzla şiirler söyleyen Kaygusuz'un nesirle yazılmış eserleri de var. Aruzla yazılmış şiirleri divanında toplanmıştır. Hece ile yazdıklarına ise cönklerde ve şiir mecmualarında rastlanıyor. Nesir eserleri: Budala-name, Mağlataname, Cefriyye-i Kaygusuz ve Esrar-ı huruf adlarını taşıyan kitapçıklardır. Cefriyye, gelecekte olup bitecek olayları anlatan bir fal kitabıdır. Öbürleri tasavvufla ilgili konuları işler. Şiirlerinin bir çoğunda Kaygusuz takma adını kullanan ozan , bazı şiirlerinde Serayi adını da kullanır. Kaygusuz adını taşıyan başka şairlerin de bulunması, eserlerinden bazılarının başka bir Kaygusuz'un olabileceği kuşkusunu, doğuruyor. Kaygusuz Abdal, Bektaşiler arasında büyük saygı ile anılır ve Bektaşi uluları arasına girer. Hemen bütün Bektaşi tekkelerinde bulunan ve Kaygusuz'a ait olduğu kabul edilen bir resimde, bir yılan, bir akrep ve bir arslan, ayakları bine yatarak ona boyun eğmiş görünürmüş. XVIIL yüzyıl ressamlarından Levni'nin yaptığı güzel bir Kaygusuz minyatürü vardır. Kaygusuz, bir eserinde 1397-98 yıllarında doğduğunu söylüyor. Eserlerinden de anlaşıldığına göre XV .yüzyılda yaşamış olan şair, Anadolu ve Rumeli'nin birçok yerlerini gezmiş ve iyi bir öğrenim görmüştür. Özellikle hece ile yazdığı şiirlerde ve nesirlerinde güzel bir Türkçe kullanır. Kaygusuz'un tasavvufla ilgili şiirleri yanında tekerlemeleri, şathiyeleri (alaylı, iğneli ve simgeli şiirler) de önemli bir yer tutar. Yunus Emre yolunda yürüyen şair, bu tür şiirlerinde ona daha çok yaklaşır. Ölüm yılı bilinmiyor. NEFES Beylerimiz elvan gülün üstüne Ağlar gelir şahım Abdal Musa'ya Urm abdalları postun eğnine Bağlar gelir şahım Abdal Musa'ya Urum abdalları gelir dost deyü Hırka giyer aba deyü post deyü Hastaları gelir derman isteyü Sağlar gelir bizim Abdal Musa'ya Hind'den bezirganlar gelir yayınur Aşık olan bu meydanda soyunur Pişer lokmaları açlar duyunur Toklar gelür pirim Abdal Musa'ya İkrarıdır koç yiğidin yuları Fakjhleri çeksem gelmez İleri Akpınar'ın yeşil güllü suları Çağlar gelir pirim Abdal Musa'ya Meydanında dare durmuş köçekler Çalınır koç kurbanlara bıçaklar Döğülür kudüm açılır sancaklar Erler gelir pirim Abdal Musa'ya Kılıç sallar Yezidlerin kasdına Ali Zülfikar'ın almış destine Tümen tümen genç Ali'nin üstüne Erler gelir şahım Abdal Musa'ya Her matem ayında kanlar dökülür Demine Hü deyü gülbank çekilir Uyandırıp Hak çırağı yakılır Erler gelir şahım Abdal Musa'ya Benim bir isteğim vardır Kerim'den Yezit bilmez erenlerin sırrından Kaygusuz'um cüda düştüm pirimden Erler gelir şahım Abdal Musa'ya Cemil Yener - Türk Halk Edebiyatı Antolojisi

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN (5)

A fifteenth-century popular mystic poet, what is known of his life is mixed with legend. He seems to have settled in Egypt and founded a dervish lodge there of which he was the sheyh. He is considered the founder of the Bektashi branch of mystical poetry and excelled particularlyin humorous-satirical verse. He was also the author of powerful pamphlets in prose on mysticism.

Petition
Lord, I humbly beg of You, hear my reverend request,
These are words straight from the heart, they are not spoken in jest.
First, a hundred thousand loaves, also fifty thousand pies,
One hundred sixty thousand buns, profusely buttered on both sides.
A thousand piglets should suffice, if added to a thousand sows,
With sixty of their young, some fifty thousand water buffaloes.
Ten thousand cows, a thousand oxen for a mustard stew,
The trotters separately served in vinegar, with garlic too.
A thousand sheep in casserole, an equal sum of goats at most,
But fifty thousand lambs and kids to grill upon the spit, or roast.
Innumerable chickens, ducks, and in the the same proportion, geese,
Some to make succulent kebabs, and others to be fried in grease.
Pray let there be dish after dish of pigeons and of tender quail,
Partridge and pheasant caught in nets, arriving in an endless file.
Fifty thousand pots of rice, and saffron puddings are inferred,
A thousand pots of porridge, the butter with a drum-stick stirred.
Soups with pleasant flavouring, meatballs gently made, I beg,
Ducklings, and on trays of brass, sweetmeats made of starch and egg.
Fifty thousand pasties and the same amount of baklava,
Honey and almond cakes galore, and countless plates of fresh okra.
Helva fit for conquerors, served on trays and heaped in bowls,
For eager fingers to scoop up, making quite enormous holes.
Forty thousand, fifty thousand pecks of apricot and cherry,
Apple, pear and vintage grape, will be enough to make us merry.

Turkish Verse, Nemin Menemencioglu, Penguin Books, 1978.

 

Revised May 22, 1999.
This page has been accessed times.

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN (6)

Kaygusuz Abdal'in gerçek kisiligiyle, yasamiyla ilgili bilgiler yetersizdir, birtakim söylencelerle karismistir. Bu söylenceler arasindan onun gercek yanini bulup çikarmak kolay degildir, bu konuda en önemli kaynak elimizde bulunan, bir ``divan''da toplanan siirleridir. Kaynaklarda, bu özgün ozanin Alaiye (Alanya) Beyi'nin oglu oldugu, gerçek adinin Alaeddin Gaybi diye bilindigi, 1341-1444 yillari arasinda yasadigi söylenir. Bu bilgilerin kesinligi, açikligi sözkonusu degildir. Özellikle ölümünün 1444 yilinda olmasi kolay kolay onaylanabilecek bir sav degildir. Onun, bir siirinden Abdal Musa'ya baglandigi, onunla görüstügü, onun önerisi üzerine Misir'a giderek orada bir Bektasi Tekkesi açtigi da söylentiler arasindadir. Bütün bu söylenti niteligi tasiyan bilgilerin aydinlattigi biricik gerçek böyle bir ozanin bulundugu, 14. yüzyilda yasadigi, birtakim etkinlikler gösterdigidir. Kimi kaynaklara göre Kaygusuz Abdal 14. yüzyil sonlarinda Misir'a gitmis, bir süre Kerbela-Necef dolaylarinda gezmis, hacca ugramis, sonra oldugu Misir'a dönmüs, orada bir magaraya gömülmüs, bu nedenle ona ``magarada gömülü'' anlaminda ``Abdullah Magaravi'' (magarada gömülü Tanri kulu) denmistir. Hac dönüsü Sam'a ugramis, orada bir bahçeyi sulamada kullanilan büyük dolabi görmüs, ondan esinlenerek ``Dolabname'' adli siirini yazmis. Bunlarin hepsi, ozana yakistirilan, onu söylence ürünleriyle donatan dil ürünleridir, gerçek yasaminin saptanmasinda etkin belge niteligi tasimaz. Yine kimi kaynaklara göre Misir'a gitmeden Filibe, Yanbolu, Manastir, Edirne dolaylarinda bulunmus, düsüncelerini yaymaya çalismistir.
Yasami yeterince bilinmeyen Kaygusuz Abdal'in düsüncelerini, adina düzenlenen ``divan''inda toplanan siirlerinin incelenmesinden çikarmak, anlamak kolaydir. O, ``abdallar'' toplulugundandir, bir siirinde söyledigi gibi saçini, sakalini, biyigini, kaslarini kestirerek (car-darb) dolasirmis. Bu islem abdallik yoluna girmenin özelliklerinden biridir.
Kaygusuz Abdal'in siirlerinden anlasildigina göre çok iyi bir ögrenim görmüs, tasavvufu bütün ayrintilariyla ögrenmis, özellikle Islam dini konusunda genis bilgi edinmistir. Onun Abdal Musa ile iliskisini anlatan özgün bir öykü vardir: Alaiye Beyi'nin oglu olan ozan avlanmayi çok severmis. Günün birinde ava çikinca bir geyikle karsilasmis, yayini gerip geyigi oklamis. Sirtina ok saplanan geyik kaçmaya baslamis, Alaeddin Gaybi de geyigin ardinca kosmus. Geyik, sirtindaki okla Abdal Musa Tekkesi'ne siginmis. Tekke'ye geyigin ardinca giren ozan karsisinda duran Abdal Musa'dan içeri giren geyigin kendisine verilmesini istemis. Abdal Musa ise koltugunun altina saplanan oku çikarip göstererek ``Ogul, attigin ok bu mu?'' diyerek Kaygusuz'a gösterince ozan kendinden geçmis, Abdal Musa'nin ayaklarina kapanarak ondan yardim dilemis, böylece tekkeye girmis, tarikata girmis.
Bu duygulu, sevecen öykünün dogrulugu, yanlisligi tartisilmaz, özünde ilkçag Anadolu dinlerinden gelen, geyigin Hititler'ce tanrisal bir varlik oldugunu bildiren bir söylence vardir. Onun
Bin batmandan olsa kazan
Ustager degil mi düzen
Hayranlik esince cana
Bengilik de gereg olur
dörtlügüne dayanilarak esrar içtigini söyleyenler vardir. 14. yüzyil Anadolu'sunda esrar içmek ``abdallar'' arasinda cok yaygin bir tutkuydu. Ancak, Mevlana'nin kimi siirlerinden, Sems-i Tebrizi'nin oldugu söylenen ``Makalat''tan anlasildigina göre Mevleviler'de de esrar içimi yaygindi. Tasavvuf yolunu seçenlerin çogunun esrara düskünlügü bilinmeyen bir olay degildir. Bu tutkunun nereden kaynaklandigini bilemiyoruz, ancak yaygin bir aliskanliga dönüstügü açiktir, yorum gerektirmez.
Urum Abdallari gelir dost deyu
Egnimize aba, hirka, post deyu
Hastalari gelür derman isteyu,
Saglar gelur sahim Abdal Musa'ya
dörtlügüyle baslayan kosugundan, inanca olarak Abdal Musa'ya kapilandigi, ondan el aldigi anlasilmaktadir. Yukarda anlatilan geyik olayi da bu durumu kanitlar niteliktedir. Baska bir kosugunda bulunan
Ergene'nin köprüsü
Susuzluktan bunalmis,
Edirne minaresi
Egilomis su içmege
dörtlügüne dayanilarak Edirne yörelerini dolastigi sonucu çikarilmaktadir. Burada geçen ``Edirne minaresi''nden anlasildigina göre, o dönemde Edirne ilinde önemli camiler vardi, üstelik bir akarsu kiyisindaydi. Kaygusuz Abdal, adinin ``Gaybi'' oldugunu ``Dolabname'' adli uzun siirinde söyler:
Alai Gaybi bundan tekke kilmaz
Hak'in fazlidurur ancak dayagi
Sabir seccadesin altina almis
Tevekkülden kusanmistir kusagi
Sözünü Kaygusuz arife söyle
ne bilsün sükkeri dana buzagi
Demek siirlerinde tapsirmasi olan ``Kaygusuz'' ile özel adi olan ``Gaybi''yi birlikte kullanmistir. Onun ``Sarayi'' tapsirmasini kullandigi siirleri de vardir. Bu degisik adlari neden seçtigini bilmiyoruz. Ününün, yasadigi çagda bile, yayginligina karsin yasami konusunda yeterli bilginin bulunmayisini açiklamak kolay degildir. Kendisi de, siirlerinde, doyurucu bilgi vermiyor. Onunla ilgili kaynaklarda da güvenilir nitelikte bilgi yoktur. Siirlerinin incelenmesinden çok gezdigi, çok kimse tanidigi anlasiliyor, ancak bu da bir yorum olmaktan öteye geçemez. Bir yerde:
Kelebek bugday ekmis
Manisa ovasina
derken Manisa ilini, baska bir yerde de, yine alayci, güldürücü bir tutumla:
Kertenkele derilmis
Dile Kirim geçmege
gibi dizeler söylemesine bakarak bu yöreleri gezdigi sonucunu da çikarabiliriz ama sonuç degismez, yasaminin gerçegi yine karanlikta kalir. Burada arastiriciya düsen baslica görev, bu ünlü ozanin ürünlerine dayanarak kisiligini, dilini, basari asamalarini, düsüncelerini açiklamaktir.
Kaygusuz Abdal'in birkaç siirinde kadindan, birisinde açikça karisindan yakindigi görülür, buna dayanarak iyi bir evlilik geçirmedigini söyleyecek durumda degiliz; alayci, yerici, güldürücü dili kimi konularda güvenilir bir yargiya varmayi engeller. Bektasilik'te Haci Bektas Veli'ye yorulan bir olaydan (Kadincik Ana'nin esi degil de can yoldasi oldugundan) onun evlenmedigi sonucunu çikarmak, yalniz (mücerred) yasadigi yargisina varmak da pek tutarli degildir. ... Yine siirlerinde geçen yer adlarina, yöre özelliklerine dayanarak onun yasami süresince çok yer gezdigini, gezdigi yerlerin dogal konumlarini, özelliklerini halkinin begenilerini, yemeklerini, giyim kusamlarini yansitan dizeler ilginçtir. Bu ozan siirlerinde adlari geçen yerleri gezmis, görmüsse, dogayi seven, degisik bölge insanlarini tanimaktan, onlarla iliski kurmaktan kivanç duyan bir gezgin niteligi tasir. Eski yazinimizda, ozanlarla, yazarlarla, sanatçilarla, düsünürlerle ilgili olaylari dogal ölçüler içinde anlatma gelenegi dogmamistir, bu nedenle üzerinde çalisilmak istenen kisiyi açik gerçegiyle anlama olasiligi azdir. Bu konulari içeren ``tezkire'' adli yasamöyküleri yapitlarinda insanin ayagi topraga basmaz, hep yükseklerde, bosluklarda dolastirilir. Buna bir de ``vilayetname'', ``menakibname'' gibi söylence nitelikli yapitlar katarsak isin içinden çikilmaz, gerçek olayin saptanmasi olanaksiz duruma gelir. Yazar, yasamini anlatmak istedigi kisiyi, oldugu gibi degil de, düsledigi gibi anlatmayi sever, yasanmamis bir olayi yasanmis göstermekten kendini alamaz. Kaygusuz Abdal'in durumu da az cok aynidir; yasanmis olayi yakalamak için elimizde güvenilir belge yoktur.
Ismet Zeki Eyüboglu'nun Kaygusuz Abdal adli kitabindan bir alinti.

KAYGUSUZ ABDAL SULTAN'IN BAZI ŞİİRLERİ

Ademi balçiktan yogurdun yaptin,
Yapip da neylersin, bundan sana ne
Halk ettin insani saldin cihana
Salip da neylersin bundan sana ne

Bakkal misin teraziyi neylersin
Isin gücün yoktur gönül eglersin
Kulun günahini tartip neylersin
Geçiver suçundan bundan sana ne

Katran kazanini döküver gitsin
Mümin olan kullar didara yetsin
Emreyle yilana tamuyu yutsun
Söndür su atesi bundan sana ne

Sefil düstüm bu alemde naçarim
Kildan köprü yaratmissin geçerim
Sol köprüden geçemezsem uçarim
Geçir kullarini bundan sana ne

Kaygusuz Abdal der cennet yarattin
Cehenneme nice kullari attin
Nicesin ates-i ask ile yaktin
Yakip da neylersin bundan sana ne

KAYGUSUZ ABDAL

Beng(*) ile seyretmege ah bize bir bag olsa
Issi soguk olmasa havasi hub sag olsa
Pireden incinmesek kar u yagmur olmasa
Sinek hey vizlamasa ana hem yasag olsa
Dobruca ovasindan büyük yagli çörekler
Akkirman'in yagindan benzimiz hey ag olsa
Cümle cihan koyunun semiz yahni etseler
Biz yemege baslasak engeller irag olsa
Gaziler helvasindan cihan dopdolu olsa
Zülbiye halkalari sütü dahi çog olsa
Kanda bir gül varisa badem paluze olub
Bir yanindan dis ursak çevresi yag bal olsa
Düpdüz bu yas ovalar her biri bos durmasa
Sulu seftalisi çog bin üzümlü bag olsa
Kaygusuz Abdal otur kimin ye kimin götür
Sufiye koz kalmadi abdala kaymag olsa

Kaygusuz Abdal

(*) beng: esrar (farsca)

 

Beylerimiz elvan gülün üstüne
Aglar gelür sahim Abdal Musa'ya
Urum Abdallari postun egnine
Baglar gelür sahim Abdal Musa'ya

Urum Abdallari gelir dost deyü
Egnimize aba hirka post deyü
Hastalari gelir derman isteyü
Saglar gelür sahim Abdal Musa'ya

Hind'den bazerganlar gelir yayinur
Piser lokmalari açlar doyunur
Asiklar gelir bunda soyunur
Erler gelür sahim Abdal Musa'ya

Her matem ayinda kanlar saçarlar
Uyandirib Hak çeragin yakarlar
Demine Hu deyüb gülbang çekerler
Nurlar gelür sahim Abdal Musa'ya

Meydaninda dara durmus gerçekler
Calinur koç kurbanlara biçaklar
Dögülür kudüm açilir sancaklar
Tuglar gelür sahim Abdal Musa'ya

Ikraridir koç yigidin yulari
Muannidi çeksem gelmez ileri
Akpinar'in Yesilgöl'un sulari
Çaglar gelür sahim Abdal Musa'ya

Ali'm zülfikarin almis destine
Sallar durmaz Yezidler'in kastine
Tümen tümen Genç Ali'nin üstüne
Sirlar gelür sahim Abdal Musa'ya

Benim bir istegim vardir Kerim'den
Münkir bilmez evliyanin halinden
Kaygusuz'um ayri düstüm pirimden
Aglar gelür sahim Abdal Musa'ya

KAYGUSUZ ABDAL

 

Bir kaz aldim ben karidan
Boynu da uzun sorudan
Kirk abdal kanin kurudan
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Sekizimiz odun çeker
Dokuzumuz ates yakar
Kaz kaldirmis basin bakar
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Kaza verdik birkaç akça
Eti kemiginden pekçe
Ne kazan kaldi ne kepçe
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Kaz degilmis be bu azmis
Kirk yil kaf dagini gezmis
Kanadin kuyrugun düzmüs
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Kazi koyduk bir ocaga
Uçtu gitti bir bucaga
Bu ne haldir haci aga
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Kazimin kanadi selki
Disi koyun emmis tilki
Nuh Nebi'den kalmis belki
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Kazimin kanadi sari
Kemigi etinden iri
Saglik ile satma kari
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Kazimin kanadi ala
Var yürü git güle güle
Basimiza kalma bela
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Suyuna biz saldik bulgur
Bulgur Allah deyü kalgir
Be yarenler bu ne haldir
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

Kaygusuz Abdal n'idelim
Ahd ile vefa güdelim
Kaldirib postu gidelim
Kirk gün oldu kaynadirim kaynamaz

KAYGUSUZ ABDAL

Kaplu kaplu bagalar kanatlanmis uçmaga
Kertenkele derilmis diler Kirim geçmege
Kelebek ok yay almis ava sikara çikmis
Donuzlari korkudur ayulari kaçmaga
Ergene'nin köprüsü susuzluktan bunalmis
Edirne minaresi egilmis su içmege
Kazzaza balta koydum çevrisim deremezem
Çuval çayirda gezer segirdüben kaçmaga
Allahimin daginda üçbin balik kislamis
Susuzluktan bunalmis kanli ister göçmege
Leylek koduk dogurmus ovada zurna çalar
Balik kavaga çikmis sögüt dalin biçmege
Bir sinek bir devenin çekmis budun koparmis
Salinuban segirdür bir yar ister koçmaga
Bir aksacik karinca kirk batman tuz yüklenmis
Gah yorgalar gah seker sehre gider satmaga
Donuz dügün eylemis ayuya kizin vermis
Maymun sindi getirmis kaftan gömlek biçmege
Deve hamama girmis dana tellallik eder
Susigiri natir olmus nöbet ister çikmaga
Kaygusuz'un sözleri Hindistan'in kozlari
Bunca yalan söyledin girer misin uçmaga.

KAYGUSUZ ABDAL

Yücelerden yüce gördüm erbabsin sen koca Tanri
Alim okur kelam ile sen okursun hece Tanri

Erligi ile anilir filan oglu filan deyü
Anan yoktur atan yoktur sen benzersin piçe Tanri

Kildan köprü yaratmissin gelsin kulum geçsün deyü
Hele biz söyle duralim yigit isen geç e Tanri

Garib kulun yaratmissin derde mihnete katmissin
Ani aleme atmissin sen çikmissin uca Tanri

Kaygusuz Abdal yaradan gel içegör su cür'adan
Kaldir perdeyi aradan gezelim bilece Tanri

KAYGUSUZ ABDAL



Reklam Verenler
 
: KARMA :

Aşık Veysel

Aşık Mahsuni Şerif

ATATÜRK VE 19 RAKAMI

Bozatlı Hızır

Fakir Baykurt'un Anısı

Fuzuli

Güvenç Abdal

Hıdır Şeyh

Karaca Ahmet Sultan

Karaca Ahmet Sultan Dergahı

Kaygusuz Abdal

Kazak Abdal

Karacaoğlan

Muharrem Orucu

Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal'ın Tanrı Anlayışı

Yunus Emre

 
 
ŞİİR KÖŞESİ
 

 

Bu sitede sunulan bilgiler sadece bilginin kaynağı olan şahıs / kurum ile ilişkilendirilebilir.

© 2004 - 2009 : Hubyarlılar.org

Resmi İnternet Yayın Organıdır. Tüm Hakları Saklıdır.

Site Yöneticisi : Celalettin SARIYAR



En iyi Çözünürlük 1024x768