Yere Bakmak Öğretimizde Yok!

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

 
 BEN DEĞİL, BİZ VARIZ!
Hubyar Geleneği

· Görgü Cemi
· Semahı
· Yaylası
· Misafirperverlik
 
 

 Hubyardan Portreler

· Gönlümüzde Yaşayanlar
· Hubyardan Manzaralar
· Hubyardan İnsan Manzaraları

 

 Yedi Ulu Ozan

· Kaygusuz
· Pir Sultan
· Şah İsmail
· Kul Himmet
· Fuzuli
· Yemini
· Nesimi

 

 

 Makaleler

· Editörlerimizden
· Sizlerden Gelenler

 

 Video Galerisi

· 2006
· 2005
· 2004

 

 Gündem İçi

· İsyan!

 

 Linkler

· Standart Linkler

 

 

 

YAVUZ BÜLENT BAKİLER'İN HUBYAR.ORG ADRESİNDEKİ YAZISI

EDİTÖRLERİMİZDEN MAKALELER

 

KÖYLÜLERI NICIN ÖLDÜRMELİYİZ ?

Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal, kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru, rüzgarı ve güneşi
Birgün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünmezler...
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarda ezildikçe içerde zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler.
Çocuklarını iyi yetiştiremezler
Evlerinde, kitap, müzik ve resim yoktur.
Birgün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını ancak yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evlerine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında azarlarlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet; tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler.
Enflasyon denince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler
Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp
Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler !..

Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta, yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde, şükür içinde
Bunun, tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden söz eder gibi, her fırsatta
Gizli bir övünçle, uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sünküre sünküre
Yollara tükürürler...
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz ?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü, baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yetirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar.
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Ve birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde...

Şükrü Erbaş

 

 

KÖYLÜLERİ NİÇİN YAŞATMALIYIZ?

•  Çünki onlar henüz insani değerlerin, duyguların, geleneklerin bozulmadığı coğrafyaların yegane bekçileridir.

•  Onlar kendilerine hakaret eden bir dönem aynı havayı soludukları halde neden sonra biti kanlanıp entelleşen , kaleminden çamur akan haramzadelere karşı bile misafirperverdirler.

•  Yoksul görünmek için özellikle bir çaba göstermezler çünki yoksulluk onların genelde kaderidir.

•  Yalnızca tarladaki ekinlerinden dolayı yağmur hava ve güneşi akıllarına getirdikleri doğrudur çünki bu üç olgu onlara deniz, kum ve tatil kavramlarını çağrıştırmaz.

•  Hala yaptıkları bir tekne ekmeği yedi kapı komşusu ile paylaşacak kadar kanaatkardırlar.

•  Her türlü dolandırma bilumum hortumlama işlerini onların üzerinden kolayca yapabilir iyi niyetlerinden ötürü PARAVAN derneklere üye yapabilirsiniz.

•  Çünki onlar insanların gözlerinin içine baka baka çocuklarının üzerine yemin edemeyecek kadar şerefli ve haysiyetlidirler.

•  Yalnız rakı içtiklerinde duygulanıp ağladıkları doğrudur çünki esrar, eroin ve kokain çekip sapıklaşanlar ile aralarındaki en belirgin farkta budur zaten.

•  Lahana dolması, un çorbası ve kapuskadan fırsat bulup havyar, mayonez, amerikan salatasının adını duymadıklarından ötürü alay konusu olmuşlardır.

•  Çünki onlar askerdeki oğluna sırf okuma yazma bilmedikleri için bir mektup bile gönderemedikleri halde tezek kokusundan nasibini almamış insanlıktan uzak, düşünme özürlü yaratıklar tarafından gazete okumamakla suçlanırlar.

•  Çünki köylü çocuklarına eğitime harcanması gereken paralar rantcı yobazlara harcandıgından uzaktaki yakınlarina bile mektup yerine köyün üzerinden geçen tayyareden selam gönderirler.

•  Şehir burjuvasının, ahlaksız politikacıların, hortumcuların, rantcilarin tek ayak üstünde otuz iki tekmil yalanı söylediği yerde köylüler bu olguya bulaşmamış en uzak değerlerdir.

•  Çünki onlar laf taşıyan iki ayaklı EŞŞEKLERİN yerine yük taşıyan dört ayaklı EŞŞEKLERİ tercih ederler.

•  Konuklarına sunmak icin evlerinde likör, konyak, votka, serisi bulundurmazlar tanıdıkları tek içecek yayık ayranıdır…!!!

•  Köy yerinde hindistan, japon yeni, zelanda çayı bulamadıklarından tomurcukla ıhlamur ile yetinirler…!!!

•  Çoğunun lakabı vardır ama kesinlikle TAKMA isim kullanmazlar kendilerine KÖYLÜ denilmesinden haz duyarlar zira bu onların kimliğidir.

•  Sorun bir türlü kendisine kimlik bulamayıp ortalıkta

KOD ADI ile dolaşan Donkişotlara aittir.

•  Allah korkusundan başka korku bilmezler, zifir karanlıkta dağda taşta yatarlar mezarlıktan geçerken ıslık çalmayacak kadar yüreklidirler.

•  Yiğittirler adamdırlar cami duvarına yada bir ağac gölgesine yaslanıp allaha şükrettikleri doğrudur ancak asla cami duvarına ihtiyaç gidermezler.

•  Devleti hiç bilmezler sadece varlığını duyarlar zira devlet oralara hiç uğramaz.

•  Bir kadının topuklarından göğüslerinin ucunu görecek kadar bıçkın oldukları iddiasi külliyen yalandır çünki bilinen köylü kadını tarifi topuktan saçının teline kadar yerel giysi ile örtülüdür, şu halde demek oluyorki bu iddialar anahtar deliğinden röntgencilik yaptığı ortaya çıkan renkli dergilerin müdavimi bu sözlerin sahibini bağlamaktadır.

•  Ciftten cubuktan zaman bulamayıp bir karış sakalla gezerler ama asla MASKE ile gezmezler

•  Seslerinin tonu yumuşak değildir KIRITARAK konuşmak lügatlarında yoktur bu yüzden hangi cinsle konuştuğunuzu hemen anlarsınız.

•  Bir ülkenin geleceği onların küçücük topraklarının değil enselerinin büyüklüğünden boynunu çeviremeyecek kadar kalınlaşmış gergedanların IPOTEĞİ altındadır.

•  ilk akşamdan uyudukları doğrudur zira ertesi gün yapılacak ne bir hortumlama, ne de bir yolsuzluk planı yoktur kafalarında

•  En az herkes kadar sokakta tükürürler belki ama insanların aleni görebileceği ortamlarda ellerini karşı cinsin pantolonundan içeri sokup fütursuzca bir fiil gerçekleştirmeyecek kadar insandırlar.

•  Burada problem duvar dibinde ihtiyaç giderene asil şehirlimizin CÜÜÜŞ deyipte herkesin gözü önünde yapılan rezilliğe bir türlü OHAAA diyememesidir aslında...

•  Otobüslerde ayakkabı çıkardıkları söylensede Otobüste sevişme huyları yoktur.

•  Kendilerinden olanlarla alay edemeyecek kadar gizli bir asalete sahiptirler birgün önce kandırılsalar bile SIRF insan olmanın verdiği duygulardan ötürü tekrar kandırılmaya müsayittirler.

•  Karılarını döven köylüler diye alay edilirler

ama asla kendilerini yatağa bağlatıp kırbaçlatan fetişist

sapıklara benzemezler.

•  Kendi içlerinden türeyen hainlere ve ihanetlerine alışkındırlar.

•  Onlar yanlış partilere oy veremezler çünki oyları çalınır.

•  Çoğunun evi kerpiçtendir soyulma korkuları olmadığından hiçbirisinin evinin ÇELIK kapısı yoktur çünki onlar HIRSIZLARI yıllar önce şehirlere sürmüşlerdir.

•  Çünki yalnız bir köy yerinde gecenin bir yarısı kapıyı çalıp tanrı misafiri olarak kabul edilir baş köşeye oturtulur hiç serilmemiş döşeklerde ağırlanır ve size hizmet eden evin hanımını topuktan saçına kadar süzersiniz

•  Çünki parasını ödemeden çişinizi bile yapamadığınız şehirlere inat bir tas ayranı kana kana üstelik sadece bir allah razı olsun kelimesine sizin deyiminizle BELEŞE yalnızca her fırsatta aşağılanan bu kaba KÖYLÜLER ikram ederler sizde utanmadan içersiniz.

NE DİYELİM......

BURNUNUZDAN GELSİN!

Celalettin SARIYAR | Site Editörü


Reklam Verenler
ADD
 
: KARMA :

Aşık Veysel

Aşık Mahsuni Şerif

ATATÜRK VE 19 RAKAMI

Bozatlı Hızır

Fakir Baykurt'un Anısı

Fuzuli

Güvenç Abdal

Hıdır Şeyh

Karaca Ahmet Sultan

Karaca Ahmet Sultan Dergahı

Kaygusuz Abdal

Kazak Abdal

Karacaoğlan

Muharrem Orucu

Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal'ın Tanrı Anlayışı

Yunus Emre

 
 
ŞİİR KÖŞESİ
 

 

Bu sitede sunulan bilgiler sadece bilginin kaynağı olan şahıs / kurum ile ilişkilendirilebilir.

© 2004 - 2009 : Hubyarlılar.org

Resmi İnternet Yayın Organıdır. Tüm Hakları Saklıdır.

Site Yöneticisi : Celalettin SARIYAR



En iyi Çözünürlük 1024x768