Yere Bakmak Öğretimizde Yok!

Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.

 
 BEN DEĞİL, BİZ VARIZ!
Hubyar Geleneği

· Görgü Cemi
· Semahı
· Yaylası
· Misafirperverlik
 
 

 Hubyardan Portreler

· Gönlümüzde Yaşayanlar
· Hubyardan Manzaralar
· Hubyardan İnsan Manzaraları

 

 Yedi Ulu Ozan

· Kaygusuz
· Pir Sultan
· Şah İsmail
· Kul Himmet
· Fuzuli
· Yemini
· Nesimi

 

 

 Makaleler

· Editörlerimizden
· Sizlerden Gelenler

 

 Video Galerisi

· 2006
· 2005
· 2004

 

 Gündem İçi

· İsyan!

 

 Linkler

· Standart Linkler

 

 

 

NESİMİ (ölm.1404 veya 1418)

(Seyyid İmad Al-Din)

Sufî bir Türk şairi ve Hurufî bir "Enel Hak"çı olduğu bilinen Seyyid Nesimi, Bağds aldığı söylenir ise de aynı eserde gösterilen kaynağın inandırıcı olmadığından söz edilir.

Anadolu Alevîleri arasında; "Hakk'ın ademde tecelli ettiğini" canı pahasına savunan ve bu yolda diri diri derisini yüzdürüp Hakk yolunda canını cananına kurban verip bedel ödeyen bir şehit derviş olarak bîlinir seyyid Nesimî.

"Yedi Ulu" ozanlar arasında anılan Nesimî; kardeşi Şah Hasan tarafından "Sırrı ifşa etmemesi" hususunda uyarılmasına rağmen, Hakkın kamil insanda zuhur ettiğini ve bu küre üzerinde varlığımızdan maksat, bu sırra erip özümüzü tanıyarak, kemalete ermemizden ibaret olduğunu daha fazla gizleyemeyeceğini" söyledi ve bu gerçeği ifşa eden şiirlerle cahil insanları uyarmaya çalıştı. Fakat "özünden" haberdar olmayan inkar güruh, Nesimî'nin açığa vurduğu gerçeği "ters" yorumlayıp onu, Allahlık davasında bulunan Firavunla eşit görüp ölüme mahkum ettiler.

Nesimî, bir rivayete göre M. 1404'de bir diğer rivayete göre de M.1418'de Haleb'de diri diri sırtının derisi yüzülüp sokaklarda halka teşhir ettirilerek öldürüldü... Bu acı vahşeti gerçekleştiren hükümdar için de kaynaklar değişik isimler vermektedirler. Bir kaynak, Çerkez Memluklarından Berkukoğlu Nasirüddin Ferec zamanında Nesimî'nin , idam edildiğini yazarken (9), diğer bir kaynak , Nesimî'nin , Haleb niyâkebetinde bulanan emir Yaş-Bey zamanında derisi yüzülmek suretiyle idam edildiğini yazmaktadır.

Burada da görüyoruz ki, bu Hakk dostlarının söylediği uyarıcı sözler, bazı art niyetli inkarcılar tarafından kasıtlı olarak yanlış yorumlanıp böylece susturulmak istenmiştir. Katledilmeleri yetmemiş, eserleri ve isimleri bilinçlerden silinsin diye ne lazımsa yapılmıştır. Bu yüzden de ne doğumları ne yaşamları, ne de ölümleri hakkında net bir bilgi elde etmek mümkün olamıyor. Bu uyarıcı gerçek erleri, kağıt üzerindeki kayıtlardan silmişler ama Hakk dostlarının gönül defterlerinden silememişler. İnsanoğlu varolduğu müddetçe, bu Hakk dostları onların gönlünde taht kurup yaşayacaklardır.

Sözlü geleneğimizden bize intikâl eden bir anlatıma göre: Nesimî, "Enel Hak" (Allah'ın üflediği ruh/enerji vasıtasıyla) "Hakk adem de tecelli etmiştir." dediğinden dolayı, Hallac-ı Mansur'un akıbetine uğrayıp idama mahkum olunca; diri diri derisini yüzüp halka ibret olsun diye Haleb'in sokaklarında gezdiriyorlardı. Bu yaşlı dervişi kan-revan içerisinde gören bir kadın, "vah vah biçare derviş sen ne hata yaptın ki sana bu zulüm reva görüldü?" diye sorar. Nesimî, "Doğruyu söyledim suçum bu" der. Kadın tatmin olmaz, işin asılını öğrenmek isteğiyle üsteler. Nesimî, bu defa kadına: "Doğruyu söylediğime inanmıyorsun ama, eğer sana da doğruyu söylersem sen de benim cezalandırmamı istersin. "Kadın," söyle bakalım."der. Nesimî, "sen falan şahısla eşini neden aldattın!" deyince.

- Kadın: " Keşke gözlerini de oysalardı da göremez olsaydın" der.

Nesimî'nin de diğer Hakk dostları gibi ölümünden sonra, (bazı eserlerde) kerametinden bahsedilmektedir. Örneğin: Nesimî, Haleb'de derisi yüzülünce, derisini sırtına alıp Haleb'in 12 kapısından çıkarak sır olduğu kaydı vardır.

Seyyid Nesimî, devrin tasavvuf ehli bilginleri ile hem-dem olup "vahdet-i vücut" ilkesine inanmış bir sufî olarak, Şeyh Siblî'ye derviş olduğu ve daha sonra da, Fazll Allah'a intisap ettiği kaydına rastlıyoruz.

Adı geçen eserde, Nesimî, Sultan Murad (Hüdâverdigâr) zamanında Anadolu'ya geçtiği kaydı da vardır.

"İlim şehri"ne giden yolun yolcusu olup ilim şehrinin kapısı olan Ali Murtaza'nın katarına katılan Nesimî, "Pîr"i gibi şehitlik şerbetini de nuş edip erenler yoluna "iz" bırakmıştır.

Bu bırakılan "iz"den ders ve ibret alan gönül insanları, Hakk yolunu bulmuş, "tarik-i nâzenin" katarına katılmışlardır.

Hz. Peygamberimizin, kendinden evvel ki Resullerden aldığı ve Ehlibeyt'ine miras bıraktığı "nur-u ilahî" meşalesinin ışığında yol alan atalarımız maddi-manevi bedel ödemek pahasına "yol" un erkânını sürüp günümüze kadar getirmişlerdir. Bundan sonra da bu sorumluluk ve bedel ödeme gelecek kuşaklara düşmektedir. Tarik-i müstakim üzere olanlara aşk olsun.

at civarında Nasîm adlı nahiyede dünyaya geldiği için Nesimî mahla

 

YÂR BENİMDİR KİME NE

Ben yitirdim, ben ararim yâr benimdir kime ne

Gah giderim öz bağıma gül dererim kime ne

Gah giderim medreseye ders okurum Hak için

Gah giderim medreseye dem çekerim kime ne

Kelb rakip haram diyormuş şarabın bir katresine

Saki doldur ben içerim günah benim kime ne

Ben mekamet gömleğini deldim, taktım eğnime

Ar-u namus şişesini taşa çaldım kime ne

Ah Yezid seccadeni al yürü mescid yoluna

Pir eşiği benim kabem kıblegahım kime ne

Gah çıkarım gökyüzüne hükmeder kaftan kafa

Gah inerim yeryüzüne yâr severim kime ne

Kelb rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah

Ben severim sevdiğimi, günah benim kime ne

Nesimi'ye sordular, yârin ile hoş musun

Hoş olayım hoş olmayım o yâr benim kime ne


CANIM ERENLERE KURBAN

Canım erenlere kurban

Serim meydanda meydanda

İkrarım ezelden kadim

Canım meydanda meydanda

Yanarım yoktur dumanım

Gönlümde yoktur gümanım

Al malım bağışla canım

Varım meydanda meydanda

Kellem koltuğuma aldım

Kan ettim kapuna geldim

Ettiğime pişman oldum

Darım meydanda meydanda

Münkir rakipten kaçın

Müminim hülle don biçin

Ben bülbülüm bir gül için

Zarım meydanda meydanda

Gerçek olan olur gani

Gani olan olur veli

Nesimi'yem yüzün beni

Derim meydanda meydanda


SORMA MEZHEBİMİZİ

Sorma be birader mezhebimizi

Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır

Çağırma meclis-i riyaya bizi

Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır

Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz

Kıl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz

Hakikat bağında hata bilmeyiz

Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır

Bizlerden bekleme zühd ü ibadet

Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet

Tevalla olmaktır bize alamet

Sanma ki sağımız solumuz vardır

Ey zahit surete tapma hakkı bul

Şah-ı velayete olmuşuz hep kul

Hakikat şehrinden geçer bize yol

Başka şey bilmeyiz Ali'miz vardır

Nesimi esrarı faş etme sakın

Ne bilsin ham ervah likasın hakkın

Hakk'ı bilmeyene Hak olmaz yakın

Bizim Hak katında elimiz vardır

YANDI YÜREK YÂR ELİNDEN

Yandı yürek yâr elinden

Bilmem yara ne edeyim

Takatım yok dosta varam

Çare bilmem ne edeyim

Bir yara dışardan olsa

Halk ona bir merhem çalar

Benim yaram içerdendir

Çare bilmem ne edeyim

İki hekim geldi üstüme

Biri dilli birisi lal

Dilliye cevap veremedim

Bilmem ki lala ne deyim

Nesimi'ye dediler ki

Derdine bir derman ara

Bize derman Hakk'tan ola

Çare bilmem ne edeyim


UYKUDAN UYANMIŞ ŞAHİN BAKIŞLIM

Uykudan uyanmış şahin bakışlım

Dedim sarhoş musun söyledi yok yok

Ak ellerin elvan elvan kınalım

Dedim bayram mıdır söyledi yok yok

Dedim ne gülersin dedi nazımdır

Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür

Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür

Dedim ver öpeyim söyledi yok yok

Dedim aydınlık var dedi aynımda

Dedim günahım çok dedi boynumda

Dedim meh-tab nedir dedi koynumda

Dedim ki göreyim söyledi yok yok

Dedim vatanın mı dedi ilimdir

Dedim bülbül müdür dedi dilimdir

Dedim Nesimi Şah dedi kulumdur

Dedim satar mısın söyledi yok yok


Reklam Verenler
ADD
 
: KARMA :

Aşık Veysel

Aşık Mahsuni Şerif

ATATÜRK VE 19 RAKAMI

Bozatlı Hızır

Fakir Baykurt'un Anısı

Fuzuli

Güvenç Abdal

Hıdır Şeyh

Karaca Ahmet Sultan

Karaca Ahmet Sultan Dergahı

Kaygusuz Abdal

Kazak Abdal

Karacaoğlan

Muharrem Orucu

Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal'ın Tanrı Anlayışı

Yunus Emre

 
 
ŞİİR KÖŞESİ
 

 

Bu sitede sunulan bilgiler sadece bilginin kaynağı olan şahıs / kurum ile ilişkilendirilebilir.

© 2004 - 2009 : Hubyarlılar.org

Resmi İnternet Yayın Organıdır. Tüm Hakları Saklıdır.

Site Yöneticisi : Celalettin SARIYAR



En iyi Çözünürlük 1024x768