|
ŞAH İSMAİL HATAYİ (1487-1524)
Anadolu Alevîlerince, "YEDİ ULULAR" tabiri ile anılan Hakk aşıkı Ozanlarımızdan biri olan "HATAYÎ", Safevi tekkesi şeyhlerinden Şeyh Cüneyd'in torunudur. Şeyh Cüneyd, Akkoyunlu Sultanı Uzun Hasan'ın kız kardeşi Hatice Bengü ile evlenir. Hatice Bengü'den Şeyh Haydar dünyaya gelir. Şeyh Haydar da dayısı Uzun Hasan'ın Kızı Âlem Şah ile evlenir. Şeyh Haydar'ın, Âlem Şah'tan üç oğlu olur. (Ali Sultan, İsmail ve İbrahim)
Şeyh Haydar, Şirvan şahı Ferruh Yesar ile savaşırken, öldürüldü. Yetim kalan üç oğlu esir edilip İştahr kalesine hapsedildiler. Uzun zaman sonra serbest bırakılan yetimler gözaltında tutuldukları sırada babalarının müritleri tarafından Erdebil'e kaçırılmak istenir. Yakalanırlar, İsmail ve İbrahim'in Erdebil'e gönderilmesine müsaade edilirken, büyük kardeş olan Ali Sultan öldürülür. (1493)
İsmail ve İbrahim de sıkı takiptedirler. Rahat bırakılmıyorlardır. Müritleri onları Geylan'a kaçırıp Geylan Hükümdarı Karkeya Mirza Ali'ye teslim ettiler. Karkeya, İsmail'e Hoca tutup okuttu. Ona o devrin en iyi eğitimini temin etti. İsmail çok sıkı bir gizlilik içerisinde yetiştirilmeğe çalışıldı ve bu yüzden de Karkeya hayli baskı ve zorluk gördü. Sonuçta, İsmail çok iyi bir eğitim alarak, 12 yaşında yönetimi ele aldı. Tekke'ye bağlı Müritleri derleyip toparladı. Çocuk yaşta her yönden çevresini irşat eden bir kemalet sergiliyordu. Üzerindeki baskı ve zulüm onu idealinden alıkoyamadığı gibi, daha da kamçılıyordu.
Yazdığı çok yönlü mânâ içeren deyişlerinin günümüzde itikat ve hâz ile söylenip dinlenerek "ders" alınmağa çalışılması O'nun ne derece derin bir "gönül sahibi” olduğunun kanıtıdır.
Dahası; beş asır evvel, Arap ve Fars edebiyatının dilimiz üzerinde hakimiyet kurduğu bir devirde, gayet ârı ve duru bir Türkçe ile deyişler yazıp Türk milletinin "dilinin" gelişmesine de yardımcı olması Şah İsmail Hatayî'nin çok yönlü bir önder kişi olduğunu gösterir. Ne yazık ki; iktidar hırsı ile babasını ve kardeşlerini katledecek kadar gaddar bir zalim hükümdarla karşı karşıya kalması, onu, Muhammed-Ali ve Ehlibeyt yolunda yapacağı birçok yararlı hizmetlerden alıkoymuştur.
Atası Şeyh Safiyyüddin Hz.'lerinin kurduğu tekke hizmetini, "Şeyhlikle şahlığı" birleştirip "Safevi devleti" adı ile bir devlet kuran Şah İsmail, kelimenin tam manası ile bir Hakk aşıkı, bir İslam ve de Muhammed-Ali hayranı olmasına rağmen, Anadolu'da yaşayan insanların büyük bir kesimi 500 seneden beri bu zâtı, "olduğunun" tam tersi olarak tanıma şanssızlığına mahkum edilmiştir... Bu vefasızlığın tek sebebi; Osmanlı Padişahı Yavuz Selim'in, iktidar hırsından kaynaklanan kanlı zulmünün üstünü örtmek için yapılan menfi propagandalardır... Cânlarımıza tavsiyem, Şah İsmail Hatayî ile ilgili kitapları okumalarıdır.
|